İçeriğe geç

İnsancıklar makar devuşkin nedir ?

İnsancıklar Makar Devuşkin Nedir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir Bakış

İstanbul’da, her sabah aynı rutini takip ederken, bazen durup düşünmeden edemiyorum: “İnsanlar neden böyle? Neden hep birinin altındaki pozisyonda olmaya çalışıyorlar?” Bu düşünceler, Dostoyevski’nin İnsancıklar adlı eserinde tanıttığı Makar Devuşkin karakterini hatırlatıyor. Hani o ezilen, sürekli birilerinin altında olan, toplumsal normların ezdiği, sesi çıkmayan karakter var ya… İşte, Makar Devuşkin, yalnızca bir edebi karakter değil, aslında toplumda farklı kesimlerin yaşadığı bir durumu simgeliyor. Peki, Makar Devuşkin’in yaşamı, günümüz toplumunun toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi meselelerle ne kadar örtüşüyor? Gelin, birlikte bakalım.

Bir Makar Devuşkin, Herkesin İçinde Mi Yaşıyor?

İstanbul’da, toplu taşımada gözlem yaparken bazen bir durak daha önce inmek istediğimi fark ediyorum. Neden? Çünkü etrafımdaki insanların tavırları, bana Makar Devuşkin gibi hissettiriyor. Metrobüste, kimi zaman kendini daha rahat hissetmeye çalışan ama bir şekilde dışlanan, sürekli birilerinin gölgesinde duran insanları görüyorum. Makar Devuşkin, toplumun dışladığı, kendini ifade edemeyen bir karakter. Çevremdeki pek çok insanın yaşadığı zorbalık ve dışlanma da aslında bu karakterin içinde bulunduğu bir ortamı anımsatıyor. Sosyal adalet, hepimizin eşit fırsatlara sahip olması gerektiğini savunsa da, pratikte pek çok farklı grup, bu fırsatlardan mahrum bırakılıyor.

Toplumsal cinsiyet bağlamında, kadınların iş yerlerinde daha düşük maaş alması, erkeklerin de duygusal açıdan daha az ifade edilebilen bireyler olarak toplumda kabul görmesi, aslında toplumsal yapının Makar Devuşkin’in hayatını ne kadar yansıttığının bir örneği. Makar Devuşkin’in sürekli ezilen, diğerleri tarafından hor görülen bir figür olmasının temeli de toplumun cinsiyet rollerine dayanan baskılardan doğuyor. Kadınlar, iş yerinde ve evde karşılaştıkları cinsiyetçi tavırlardan dolayı “Makar Devuşkin” gibi hissediyor olabilirler. Onlar da seslerini duyurmakta zorlanıyorlar, hatta bazen kendilerini kimseye ifade edemiyorlar. Yani, Makar Devuşkin sadece bir karakter değil, sistemin şekillendirdiği toplumların gözle görülmeyen, sesini duyuramayan bireylerinin bir simgesi.

Toplumsal Çeşitlilik ve Makar Devuşkin’in Yalnızlığı

İnsancıklar’ın baş karakteri, yalnızlığın ve dışlanmışlığın bir yansımasıdır. Toplumsal çeşitlilik, bu noktada önemli bir başka perspektif sunuyor. Farklı ırklardan, etnik kökenlerden ya da yaşam tarzlarından gelen bireyler, çoğu zaman toplum tarafından marjinalleştiriliyor. Bir sokak köşesinde gördüğüm, kendi içinde barındırdığı farklılıklarla hayatta kalmaya çalışan birini düşünün. Onun için de hayat, Makar Devuşkin gibi zor. Çeşitlilik, bazen ne kadar zenginleştirici olsa da, pek çok farklı grup için kimliklerini bulmak, dışlanmadan var olmak çok zor olabiliyor. Örneğin, LGBTQ+ bireylerinin toplumda kabul görmesi, hala büyük bir mücadeleyi gerektiriyor. Çünkü hâlâ bu gruplar, Makar Devuşkin gibi toplumun marjinal kesimlerine itiliyor, sesleri duyulmaz hale geliyor. Gerek iş yerlerinde gerek sosyal hayatlarında, diğerlerinden farklı oldukları için dışlanıyorlar. Makar Devuşkin’in yalnızlık ve toplumdan uzaklaşması, aslında bu grupların yaşadığı yalnızlıkla da benzerlik gösteriyor.

Sosyal Adalet: Makar Devuşkin’in Hayatına Dair Bir Sorun

Bir arkadaşımın işyerinde yaşadığı durumu anlatırken söyledikleri hala kulaklarımda: “Bazen haklı olduğumu bildiğim halde, sesimi çıkaramıyorum. Ya işimden olurum ya da kadın olduğum için ciddiye alınmam.” Bu, bana Makar Devuşkin’in yaşadığı hissi hatırlatıyor. O da haklı olduğu durumlarda, sözünü söylemekte zorlanıyordu. Sosyal adalet, toplumun herkes için eşit fırsatlar yaratmasını gerektiriyor. Ama bazen, toplumun yapılandırdığı hiyerarşiler ve cinsiyetçi, ırkçı bakış açıları yüzünden, bazı gruplar ne kadar çabalarsa çabalasın, adalet duygusu onlara ulaşmıyor. Herkesin sesini duyurabildiği, eşit fırsatlar sunulduğu bir dünya kurmak, Makar Devuşkin’in hikayesini bir daha yaşatmamak, hepimizin elinde olmalı. Eğer sosyal adaletin sağlandığı bir dünya kurarsak, toplumda dışlanan herkes, Makar Devuşkin gibi yalnız kalmaz. Gerçek anlamda eşitlikçi bir toplumda, her birey değerini bulur ve özgürce yaşamını sürdürebilir.

Günümüzün Makar Devuşkin’i Kimdir?

İstanbul’da bir akşam, iş çıkışı yürürken, bir kadının sokakta yürürken başına gelenleri duyuyorum: “Bir adam durduk yere laf attı, ‘Güzelim, bir çay içmeye ne dersin?’ dedi. Yani sadece yürürken bile bir şekilde rahatsız ediliyorum. Anlamıyorum, sanki ben sokakta yürüyemem, hep göz önündeyim.” Bu durumu duymak, Makar Devuşkin’in yaşadığı yalnızlık ve dışlanmışlıkla doğrudan ilişkilidir. Hangi toplumsal kesimden olursa olsun, birinin cinsiyetinden, cinsel kimliğinden veya etnik kimliğinden dolayı baskı görmesi, bir şekilde o kişiyi yalnızlaştırır, “İnsancıklar”ın dünyasına sürükler. O yüzden, bu yazıdan çıkarmamız gereken en önemli mesaj şu: Toplum olarak, hepimiz farklıyız ve bu çeşitliliğin içinde herkesin hakları eşittir. Fakat, bu hakların gerçekten eşit olduğu bir dünyayı yaratmak için çalışmalıyız. Makar Devuşkin’in yaşadığı yalnızlık, aslında toplumsal adaletin eksikliğinden kaynaklanıyor. Eğer herkesin sesinin duyulabildiği bir dünya inşa edebilirsek, belki de bir gün Makar Devuşkin gibi karakterler sadece romanlarda kalır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hiltonbet güncel tulipbet giriş