İçeriğe geç

İslamiyet öncesi Türklerde askere ne denirdi ?

İslamiyet Öncesi Türklerde Askere Ne Denirdi?

Bazen, evde ya da arkadaş ortamında bir şeylere dalıp gitsem de, aklıma gelen ilk sorulardan biri hep şu olmuştur: İslamiyet öncesi Türklerde askere ne denirdi? Hani şu “asker” dediğimizde, kafamızda oluşan o klasik “ordu”, “komutan” falan imajı var ya, acaba Türkler eskiden bu işi nasıl tanımlardı? İşin garibi, cevapları bulmaya çalışırken bir yandan “Vallahi bu konuda ne düşünüyorum ben?” diye kafamda dönen her şeyle baş başa kaldım.

Bazen derin derin düşünmek, bazen de “Abi, ne gerek vardı?” diye sorgulamak… Neyse, gelin birlikte hem gülelim hem de öğrenelim, nasıl bir ortamdaymışız biz Türkler olarak, İslamiyet öncesi dönemde.

1. İslamiyet Öncesi Türklerde Asker, Ama Hangi Asker?

Öncelikle bir şey net: Türkler askeri bir meslek olarak çok ciddiye alırlarmış. Tabi ki, 21. yüzyılda her şey modernleşmişken, biz de çoğu zaman “bize asker dediler” deyip sıradaki Netflix dizisini izliyoruz. Ama, o zamanlar durum pek öyle değilmiş. Bizim atalarımız, asker demek, sadece silah taşıyan biri değil, gerçekten toplumun temel yapı taşlarından biri demekmiş. Hani ne diyelim, bir tür “soylu meslek” gibi düşünün.

İslamiyet öncesi Türklerde, askere “alp” denirdi. Evet, yanlış duymadınız, alp. Şimdi ben de “Neden hiç ‘alplere’ çok da anlamlı bir şey söylemedik?” diye içimden bir soru sordum. Gerçekten, Alp Dağı’ndan esinlenip mi bu ismi verdiler? Belki… Ama o dönemde, alp olmak gerçekten onurlu bir şeydi. Bu isyan etmek, büyük zaferlere imza atmak demekti. Hem de kahramanlık demekti. Eskiden filmler vardı ya, “Büyük Kahramanlar” diye, işte bizim atalarımız da o kahramanlardı.

2. O Zamanlar “Bir Asker, Bir Komutan” Mıydı?

İçimdeki deli, “Eee, o zamanlar komutan da var mıydı?” diye soruyor. Bunu ciddi anlamda merak ettim. Ne diyeyim, bazen gerçekten fazlaca derin düşünüyormuşum gibi hissediyorum.

Bir başka önemli kavram da beydir. Evet, bey, o zamanlar en yüksek rütbeye sahip olan kişilere verilen unvandı. Bu da demek oluyor ki, alp’ler, beylerin emri altında çalışıyormuş. Şimdi, o dönemin beylerine baktığımda, şunu fark ettim: Her şey birbirine benziyor aslında. Bey, aslında lider bir asker ama aynı zamanda halkın da lideri. Bizim de çoğu zaman “Yani şimdi bende bir lider ruhu var ama her konuda uzman değilim, belki de en iyi komutan değilim” dediğimiz o anlar gibi bir şey işte. Bir tür “komutanın bende ruhu var ama karar mekanizmam zayıf” hali.

3. Türk Askerliği ve Bugün

Geldik modern dünyaya. Şimdi ben de “Peki, ya şimdi Türk askerine ne deniyor?” diye düşünmeden edemedim. Çünkü biraz daha mizahi bir bakış açısıyla, “İslamiyet öncesi Türklerde askere ne denirdi?” sorusuna bakınca, aslında Türk milletinin her zaman askerlik işini çok ciddiye aldığını görüyorum. “Hadi be! Bizim zamanımızda alp vardı, şimdi kısaca asker demek yeterli oluyor!” diyebilirim belki. Ama işin güzel kısmı, bizim askerlerimiz hala her zaman alp ruhunu taşıyor. Tüm dünyanın gözü önünde, bazen huzur içinde bazen de zor durumda, o alpleri her zaman aynı kararlılıkla ve gururla savunuyoruz.

4. Alp Olmanın Zorlukları…

Şimdi de konuyu biraz daha “içsel” bir hale getirelim, çünkü bence bazen fazlasıyla derin düşünmek, insanı başka bir boyuta götürebiliyor. Herkesin bir “alp” olma hayali vardır. Ama içimdeki insan tarafım diyor ki: “Alp olmak demek, sadece kılıç kuşanmak değil, bazen diplomasi yapmak, bazen de doğru kararı almak demek.” Bu kadar kolay değil işte, her şeyin bir bedeli var.

Mesela, düşündüm ki, İslamiyet öncesi Türklerde bir alp olarak dünyaya gelmek… Hadi canım! Geriye sarıp bakınca, etrafında sürekli düşmanlar, zorluklar ve savaşlar var. “Alp olmak, zor iş!” diyorum. Çünkü bir alp her zaman savaşarak hayatta kalmak zorunda, tıpkı benim gibi bazen sabahları kahve almadan uyanmak zorunda olanlar gibi. Ama Alp olmak, kahvenin kokusunu koklamak gibi bir şey değil! Gerçekten dünyayı değiştirmek gerekiyor.

5. İçimdeki Mühendis ve İçimdeki İnsan

İçimdeki mühendis diyor ki: “Alp olmak bir iş meselesidir, aslında biraz da uygulamalıdır. Her şey net ve hesaplanmış olmalı.” Yani strateji kurallarına göre ilerlemek lazım.

İçimdeki insan ise, “Hayır, Alp olmak bir yürektir, bazen hiç hesaplanmamış duygularla hareket etmek gerekebilir,” diye cevap veriyor.

Sonuç olarak, İslamiyet öncesi Türklerde askere ne denirdi? sorusu, düşündükçe farklı anlamlar kazanıyor. Bir tarafta alp, diğer tarafta bey, her biri farklı bir yönüyle hayatımıza dokunuyor. Ama şunu söyleyebilirim ki, aslında askeri olmanın anlamı her zaman aynı: cesaret, onur ve halkın güvenliği.

Bazen alp olmanın anlamını, yaşadığımız hayatta bulmaya çalışıyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hiltonbet güncel tulipbet giriş