Sözlenmek Ne Anlama Gelir?
Hayatımda birçok şeyin anlamını zamanla öğrendim, ama “sözlenmek” hep karmaşık bir kavram olarak kalmıştı. Kayseri’nin soğuk sabahlarından birinde, annemin bana sözlenmeyi anlatırkenki gözlerindeki ışıltıyı hiç unutmuyorum. O zamanlar belki de çok küçük olduğum için tam anlamıştım, belki de o kadar saf bir şekilde büyüdüğüm için anlamak istemedim. Ama bugün, birkaç yıl sonra, sözlenmek kelimesinin bende ne anlama geldiğini gerçekten anlıyorum.
Bunu anlamam, yazdığım günlüklerin satırlarına kadar işlerken gerçekleşti. Her şey aslında bir sözü yerine getirmekle başlamıştı. Bazen işler ve hisler o kadar hızlı değişiyor ki, ne olup bittiğini bile anlayamıyorsunuz. Bunu anlatabilmek için bir hikâye gerek. O zaman sizi biraz geriye, 25 yaşındaki o kaybolmuş, hayal kırıklıkları ve umutlarla dolu gence götürmek istiyorum. Bir hikâye ile başlayalım.
Bir Sözü Hatırlamak: O An
İlk sözlendiğimde, ne yapmam gerektiğini bilememiştim. O an sadece iki kişinin arkasındaki bir anlaşma vardı. Bir köy düğünü gibi, basit, ama bir o kadar da derindi. Her şey bir yaz akşamı başlamıştı. Yağmurların dinmek üzere olduğu, havanın nemli olduğu bir akşam. Evimizin önü, az biraz meyve veren ağaçlarla, uzunca bir yolun sonunda kaybolan bir sokakta yer alıyordu. Gecenin sessizliğini bozan tek şey, rüzgarın ağaçları sallayışıydı. O gece, hayatımda verdiğim en kararsız kararı verdim: Sözlendim.
O an, hissettiklerimi kelimelere dökmek çok zor. Heyecan mı, yoksa korku mu vardı daha fazla, emin değilim. Tek bildiğim, yıllarca annemin anlattığı o “geleneksel” hikâyelerin içinde kaybolmuşken, birden içimde kıvılcımlar yanmaya başlamıştı. “Hadi bakalım, şimdi gerçekten bir şeyler başlamıştı,” diyordum kendi kendime. Ama dediğim gibi, ne kadar heyecanlıysam, bir o kadar da endişeliydim.
İlk defa biriyle bir bağ kuruyordum. Öylesine basitti ki, aslında her şeyin neden bu kadar karmaşık hale geldiğini de anlayamıyordum. Ama annem hep derdi ya, “sözlenmek, bir adım atmak, bir hayatı birleştirmek demek.” Annesiyle evlenen kadınların öykülerini dinlerdim yıllar boyu, o kadınlar hep mutlu olur, hayatları hep bir düzene girerdi. Ama ben, her şeyin o kadar masum olamayacağını biliyordum. Çünkü sözlenmek, yalnızca bir kelimeydi, bir anlamdı, bir bağdı. Ama aynı zamanda bir yük de olabilirdi.
Sözlenmek ve Bir Kadın Olmak
Kadın olmak, sözlendiğinizde farklı bir anlam kazanıyor. Başka bir kimlik, başka bir değer. Her şeyin anlamı değişiyor. Kayseri’de büyüyen bir çocuk için, bir kadının hayatı nasıl şekillenir? İşte bu, bir kadının hayatındaki en anlamlı dönüm noktalarından biri oluyor. O söz, bir gelecek vaat ederken, bir kölelik de getirebiliyordu. Hepimiz bir noktada bu noktaya geliyorduk.
Sözlenmek bir bağın başlangıcıydı, ancak o bağın içinde bir sürü gereklilik vardı. Aileler, toplum baskısı, doğru seçimler ve en önemlisi kendi duygularınız. O zamanlar anlamadım, ama o an, sözlü olmanın yüküyle birlikte bir kadının duygusal gücünün de farkına varıyordum. Bir kadının en büyük gücü, sözlü olduğu anda başkalarına dayatma yapabilme gücüdür. Ama o da, ne kadar doğru ve sağlıklı olacağına siz karar verirsiniz.
İlk gün, her şey heyecan vericiydi. O gülüşler, o şehvetli bakışlar, elini tuttuğunda hissettiklerim. Ama sonra, her şey çok hızlı değişmeye başladı. Bir gece, gözlerim dolarak uyandım. Başımı yastığa koyduğumda, sanki bu kadar masum bir sözün arkasında nasıl bir karmaşa olduğunu anlamaya çalışıyordum.
Sözü Vermek ve Sonra Gerçekler
Bir gün, yine eski evimizin balkonunda, bir bardak çay içerken, sözlendiğim adamı düşündüm. Her şey nasıl başlamıştı, nasıl bu kadar büyümüştü? Şimdi sözü yerine getirme zamanıydı, ama benden beklenenin ne kadar zorlayıcı olduğunu fark ettiğimde biraz geriye çekildim. O akşam, bir karar verdim: Sözlenmek, duygularımı özgürce ifade edebilmekti ama bazen, bu özgürlük ağır bir bedel gerektiriyordu.
Kadın, her zaman savunduğu şeyleri biraz daha geride bırakıyor. İşte o an, bir kez daha kelimelerin yükünü omuzlarımda hissettim. “Söz ver,” dediler. “Ona göre hareket et, ona göre düşün.” Bu, bir kadının kendi kararlarını alması, kendi kimliğini inşa etmesi yolunda, zaman zaman takılıp kalabileceği bir noktadır.
Çünkü bazen, verilen söz, yalnızca bir adım atmak anlamına gelmez. Zamanla o söz, başka başka duyguları da beraberinde getiriyor. O kadar karışık bir hal alıyordu ki, bir süre sonra kendi kimliğimi tanıyamaz oldum. “Sözlenmek, bir kadının hayatındaki en büyük karardır,” diyordum kendi kendime. Ama o kararın içinde başka türlü bir çelişki vardı.
Sonuç: Sözlenmek ve Gerçekleşen Hayaller
Bugün, o anı düşünürken, artık çok daha net görüyorum. Sözlenmek, belki de her şeyin en başında başlayan, ama bir kadının hayatındaki en zor dönemeçlerden biridir. “Söz verdim” demek, çok kolaydır ama hayatı o sözle şekillendirmek, sürekli bir çatışma yaratabilir. O anı hatırladıkça, insanın içinde hissettiği duygular ne kadar karışık olsa da, bir anlamda yaşamanın getirdiği zorlukları kabullenmek, kabul etmek gerekir.
Sözlenmek, bir kadının yaşadığı hayatta kalma mücadelesi gibidir. Hem bedenen hem de ruhsal olarak. “Sözün anlamı” her ne olursa olsun, onu tutmak, her zaman kolay değildir. Ama belki de gerçek olan şu: Sözler, bizi bağlı tutan şeydir ve bazen yalnızca kendi kalbimizi dinleyerek bu sözlerin içindeki anlamı çözebiliriz.